İnterpol’de Bir HAYMANA’LI

okan aysuO, INTERPOL’ün Terörle Mücadele Daire Koordinatörü… El-Kaide’den, LTT’den, PKK’dan ve dünyadaki onlarca terör örgütünden sorumlu… Adı, Okan Aysu… Dünyada ‘kırmızı bülten’le aranan bütün teröristlerin yakalanması, daha da önemlisi terör operasyonlarının önceden fark edilip önlenmesi onun işi. O BİR HAYMANALI…

İnterpol (Uluslararası Polis Teşkilatı) de üst düzey Bir HAYMANA’LI…

Okan Aysu’ nun İlçemiz  Haymana Gedik Köyünden.  Gedik köyünden Emekli Albay Halil Aysu’nun oğlu olduğu, Aysu’nun belli aralıklara ilçemiz  Haymana’ya da geldiği öğrenildi.

Okan Aysu ilçemizde tanınmış simalardan  Rahmeli Derviş Aysu’nun da yeğeni Hemşehrimiz Aysu İle ilgili haberler ulusal basından Dünyayı Kurtaran Adam Bir TÜRK başlığı ile verildi.

Akşam Gazetesinden Mehmet ÖZDOĞAN’ın ropörtaj yaptığı İnterpol (Uluslararası Polis Teşkilatı) nın Terörle Mücadele Dairesi Kordinatörü Hemşehrimiz  OKAN AYSU ile ilgili haber aşağıdaki biçimde  yer aldı.
O, INTERPOL’ün Terörle Mücadele Daire Koordinatörü… El-Kaide’den, LTT’den, PKK’dan ve dünyadaki onlarca terör örgütünden sorumlu… Adı, Okan Aysu… Dünyada ‘kırmızı bülten’le aranan bütün teröristlerin yakalanması, daha da önemlisi terör operasyonlarının önceden fark edilip önlenmesi onun işi. Yıllardır dünyanın medya devlerini peşinden koşturan, Hollywood yapımcılarıyla artık ahbap olan, hikâyeleri gişe rekortmeni filmlere dönüştürülen Aysu, hayatının ilk röportajını AKŞAM PAZAR’a verdi.okan aysuOkan Aysu, 46 yaşında. INTERPOL’ün (Uluslararası Polis Teşkilatı) Terörle Mücadele Daire Koordinatörü. 1998’den beri teşkilatın merkezinin bulunduğu Fransa’nın Lyon şehrinde görev yapıyor. Binlerce insanın yaşamı, onun stratejilerine, ekibinin başarısına bağlı. Eksik yapılmış tek bir pasaport kontrolünden bile haberi olmak zorunda bazen. Haliyle röportaj için Skype’ta buluşacağım kişinin alabildiğine ciddi, duygularını pek de açık etmeyen biri olacağını düşünüyordum.

Hiç öyle olmadı. Ekran açılır açılmaz karşıma Okan Bey’in 3,5 yaşında İngilizce, Fransızca ve Türkçe’yi ana dili gibi konuşan dünyalar güzeli kızı Dilara çıktı. Dilara’dan fırsat kaldıkça, 2,5 saati bulan sohbetimiz de başladı.
Aklıma ne geldiyse sordum, çoğuna cevap alamayacağımı bile bile… Ben biraz geri çekildim, o biraz sınırlarını zorladı; orta yolda buluştuk. Okan Aysu’yla bu noktaya nasıl geldiğini; üzerindeki yükü; PKK’nın Avrupa kanadını; en zorlu terör örgütlerini; terörist psikolojisini ve yaptığı işlerden ilham alan o meşhur büyük bütçeli ‘kovalamaca’ filmlerini konuştuk.

okan aysu– Hayaliniz miydi polis olmak? 
Polis Koleji’ne 1981’de girdim. 13 yaşındaydım; ne iyidir, ne kötüdür değerlendirecek yaşta değildim. Babam subaydı, ailede yeterince polis vardı. Ancak lisede polis olmak istediğime karar verdim.

– Neydi peki sebebi?
Yatılı okulda, bir anda hiç tanımadığınız 250 arkadaşınız oluyor. Aynı rüyanın peşinde koşuyorsunuz. Büyük hayallerin temeli orada atıldı. ‘1981 Devresi’ zaten sihirli bir devredir. Çoğu il emniyet müdürleri, istihbarat daire başkanları o devreden çıkmıştır.

– Peki, liseden sonra? 
4 yıl içinde hem Polis Akademisi’ni hem Boğaziçi Üniversitesi Kamu Yönetimi’ni bitirdim… Kuzey Teksas Üniversitesi’nde master yaptım, Amerikan güvenlik teşkilatlarıyla da çalıştım o dönem. Daha sonra da başka ülkelerde… Ankara’da Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’ne kadar yükseldim 1998’de. INTERPOL’le sıkı bir işbirliği halindeydim. Daha sonra da bizzat INTERPOL’ün bir numarası tarafından iş teklifi aldım.

– Nasıl bir his acaba o koltukta olmak? 
Pakistan’ın Hindistan’ı, Hindistan’ın Pakistan’ı suçladığı bir dönemde, iki tarafı da masaya oturtabilen, ABD ve İran’ı aynı konuda mutabık hale getirebilen tek kişiyim. Bu kadarını söylemem yeterli. İyi hissettiriyor haliyle…

– Bu göreve seçilmenizde ‘Müslüman’ olmanızın etkisi olmuş olabilir mi? 
Hayır… Bunlar çok kritik pozisyonlar. Tek kıstas, başarılarınız…

– Tam da olaylı bir dönemdi. 1999’da Abdullah Öcalan’ın yakalanması, ardından 2001’deki 11 Eylül Saldırıları… Nasıl yönettiniz 11 Eylül sürecini? 
Saldırılar sonrası, o meşhur ‘Fusion Görev Gücü’nü kuran benim. Bu, büyük bir eksiklikti. O ana dek terör, daha lokal bir konuymuş gibi ele alınıyordu. Bunun global hale getirilmesi için, her şeyi birleştiren bir ‘görev gücü’ kurmak gerekiyordu. Dünya için çok önemli bir dönüm noktasıydı.

– Bin Ladin’in yakalanması yılları buldu. Hiç yaklaştınız mı ona?
Operasyondan sonra fark ettim ki, 20 kilometre kadar yaklaşmışım, elimizden kaçmış. Bin Ladin’in o coğrafyaya sıkışması, ekibimiz sayesinde oldu.

– Kalkan Projesi’ni de siz hayata geçirdiniz. Geçtiğimiz günlerde 24 Dışişleri Bakanı’nın ortak kararıyla ‘nişan’ aldığınız bir proje… 11 Eylül sebebiyle mi kurdunuz? 
Hayır, 2004’te Özbekistan’daki büyük saldırılardan sonra kuruldu. Bu proje sayesinde teröristlerin sayısının netleşmesini sağladık, yerleri daha kolay belirlenir oldu. Listeye 13 bin terörist girdi. Bu sayede şimdiye kadar da 870 terörist yakalandı. BİR ÖRGÜT EN AZ 10 YILDA ÇÖZÜLÜR

– Bunlardan kaçı Türk makamlarınca aranıyordu? 
Yaklaşık 250’si.

– Malumunuz, bir çözüm sürecinden geçiyoruz. Öncelikle nasıl değerlendiriyorsunuz gelinen noktayı? 
Bir gerçek var ki, hiçbir terör örgütü kısa sürede çözülemez. Doktora tezimde bir örgütün nasıl sona erebileceğini çalıştım. Bütün terör örgütlerini inceledim o tezde… Elde ettiğim bilimsel sonuca göre, hangi radikal örgütten bahsedersek bahsedelim; değişik aşamaları olan, içinde organize suçları da barındıran diğer mafya türü örgütlerin çözülmesi minimum 10 yıldır. PKK gibi sempatizanları oldukça fazla olan bir örgütün hemen çözülmesi mümkün değil.

okan aysu– Kâğıt üzerinde çözülebilir mi terör? 
Terör örgütünü değil, bizzat teröristi çözmeye çalışmak burada önemli. Önce teröristleri tek tek radikal yapılarından uzaklaştırmak, ardından rehabilitasyonlarını sağlamak, son olarak da topluma yeniden uyumunu başlatmak gerekiyor. Bu aşamalardan birini yetersiz yaparsanız veya atlarsanız, sorun asla çözülmez. Terör kâğıt üzerinde çözülmez çünkü. Bu, elbette ideal bir senaryo… Mesela Fransa, bu süreçleri uygulamada başarılı bir ülke değil. Singapur ve İngiltere ise başarılı…

– İşin ciddi bir Avrupa boyutu olduğunu biliyoruz. Çözüm sürecinde meselenin bu tarafından pek haberdar değiliz. Neler oluyor, neler olmalı? 
Diyelim ki Türkiye’de bu süreç başarıyla tamamlandı -ki hepimizin temennisi, duaları bu yönde-. İşin bir de Avrupa tarafı var ve oldukça önemli. Burada illegal yollardan para kazanmaya alışmış insanları, legal yollara çekme sürecine önem verilmeli. Her yaşayan canlı gibi, örgüt üyeleri son nefesine kadar mücadelesini verecektir. Ancak en önemlisi ülkelerle işbirliği… 250’ye yakın teröristin iadesi reddedildi son 30 yılda. Büyük bir kısmı da 11 Eylül saldırıları sonrasında oldu bu ‘red’lerin. Maalesef Türkiye, iade talepleri konusunda ciddi bir sıkıntı yaşıyor. İade etmeyen ülkelerin çoğu da NATO ülkeleri, yani bize karşı sorumlulukları olan ülkeler…

AVRUPA BENİ ENDİŞELENDİRMİYOR
– Sizi endişelendiriyor mu PKK’nın Avrupa’daki mevcut durumu? 

Endişelendirmiyor aslında; Avrupa’daki emniyet teşkilatları ciddi operasyonlar yapmaya devam ediyorlar, kimsenin endişesi olmasın. PKK’nın finansman kaynaklarına yönelik operasyonlara ağırlık verilmeli. Örgütler vazgeçse bile, örgüt üyeleri, örgütün adını kullanarak illegal faaliyetlerine devam edecektir.

– Avrupalı siyasilerin bu konudaki tavrını da yetersiz buluyorsunuz o halde… 
Yetersiz buluyorum. Bu, artık polisin de yetkisinin dışında. İşin boyutu siyasi. Çoğu şahıs yakalandı, tutuklandı. Avrupalı polisler görevlerini sonuna kadar yapıyor ancak siyasiler kanıtları genelde yeterli bulmuyor.

NOT: Bu Haber, Haymana Haber Gazetesinden Alıntıdır.