Kısaca Haymana

Haymana Türkiye’nin İç Anadolu bölgesinde Ankara’nın güneyinde Ankara’ya 74 km, Polatlı’ya 42 km mesafededir. İlçenin denizden yüksekliği 1259 metre olup, yörede tipik karasal iklim hüküm sürmektedir. Bölge akarsular bakımından fakir olup bitki florası zengin, orman alanları ise 500 hektar kadardır. İlçede dağlar bulunmayıp çok miktarda küçük tepecikler bulunmakta, yüzölçümü ise 2976 km2’dir.

ULAŞIM :
Haymana’ya Ulaşım Haymana Ankara’ya 74 km uzaklikta olup, her saat Ankara Şehirlerarası Otobüs Terminali 33 Nolu perondan kalkmaktadır. Telefonla rezervasyon için: 0312 341 00 50 nolu numaradan yerinizi ayırtabilirsiniz…

TARIM :
Bir tarım ülkesi olan ve nüfusunun yarıdan fazlasının tarımla uğraştığı Türkiye’ de; tarımla ilgili problemlerin halledilmiş olması gerekirken diğer tarım ülkelerine göre birim alandan daha az verim sağlandığı gerçeği acı bir olgudur. Birim alandan alınan ürünü arttırmak için ilkönce toprağı tanımak gerekir. Ve problemlerin üzerine ciddiyetle ve disiplinli bir şekilde gitmek gerekir. Haymana’ da esas geçim kaynağı tarıma dayanmaktadır. Önceleri ilkel metotlarla yapılan tarım, günümüzde modern yöntemlerle yapılmaktadır. Ekip-biçme şeklindeki tarımsal faaliyetler ticari amaçla yapılır. Ülkemizin belli başlı yerleri içerisinde yer alan Haymana, verimli tarım alanlarının yanısıra, geniş tabi meraları nedeniyle tarla ziraati ve hayvancılık için elverişli özelliklere sahiptir. İç Anadolu Bölgesi’ nin karamsal ikliminin hüküm sürdüğü ilçe 1,251 m. rakıma sahiptir. Ormanlık alanların az olması nedeniyle yıllık yağış miktarı oldukça düşüktür. (443.6 mm. ) bu yüzden kuru tarım ağırlıklı ziraat yaygındır.

Kuru tarım yapılan alanlarda bir yıl hububat, bir yıl nadas ve ya bir yıl hububat bir yıl kimyon yada baklagillerden birinin yetiştiriciliği yapılarak münavebe ( nöbetleşe ekim ) uygulanmaktadır. Yaklaşık olarak 268.000 hektarlık tarım alanının 196.000 hektarı tarla arazisi yanı ekilen alandır. Ekilen arazinin toplan alan içerisindeki oranı %73’ tür. Sulanabilen arazinin toplam alan içerisindeki oranı ise %1.8 (4.800 HA)’dir. Toplam nadasa bırakılan tarım alanı ise 45.000 Ha. civarındadır. Kış süresinin nispeten uzun ve soğuk geçmesi yetiştirilen ürün çeşitlerini kısıtlamaktadır. Yağışların bitki gelişim devresi içersinde yetersiz olması nadas-hububat sisteminin uygulanmasını zorunlu bırakmaktadır. Günümüze kadar Haymana’ nın tarımsal yapısında kısmî bazı değişiklikler olmuştur. Tarımdaki modernleşmeye, gübrelemeye, ilaçlamaya ve sulamaya paralel olarak üretimde artma kaydedilmiştir. Sulanabilen sahalarda genelde şekerpancarı, sebze ve meyve yetiştirilmektedir. Tarım ürünleri arasında genellikle hububatın yeri büyüktür. Haymana’ da tarım genellikle hububat yetiştiriciliğine dayanmaktadır. Fazla arızalı ve sürüme uygun olmayan kesimleri hariç arazilerin büyük çoğunluğu işlenmektedir.

Arazinin çok parçalı olması teknik bilgi yetersizliği ve ekonomik fakirlik modern tarım metodunun uygulanmasını engellemektedir. Ekonomik sorunlar çiftçinin uzun vadeli yatırım yapmasına engel olmaktadır. İlçede tarım eskiye göre oldukça modern yöntemlerle yapılır. Özellikli tarımda traktörlerden epeyce faydalanılan ilçe merkezinde 1998 yılı verilerine göre 90 adet traktör vardır. Son yıllarda, gübre ve sertifikal tohumluk kullanımının yaygınlaşması, çiftçi eğitim faaliyetleri ile tarımda önemli verim artışları sağlanmıştır. Üretilen hububatın büyük bir bölümü T.M.O. tarafından alınmaktadır. 1997 yılında 19.211 ton buğday, 76.601 ton arpa, 1.706 ton yulaf olmak üzere toplam 97.515 ton hububat alımı yapılmış olup, ilçemiz köylerinde 2900 adet traktör, 132 adet biçerdöver tarımda kullanılmaktadır. Tarım bakanlığı İlçe Müdürlüğü aracılığı ile hayvanların ıslah çalışmaları ve hastalıkları ile mücadele programları yürütülmekte, bölge şartlarına uygun yeni tarımsal ürünlerin tanıtımını ve demonstrasyon çalışmaları yapılmakta olup ilerleyen tekonolojiye uygun tarım teknikleri çiftçilerimize gösterilmektedir. Ürün hastalıkları ile mücadelede programı ve arıcılık, traktör bakım kullanma, hayvan bakım ve beslenmesi,halıcılık kurs programları da yina Tarım Bakanlığı İlçe Tarım Müdürlüğünce yürütülmektedir.Toplam üye sayısı 4.500’ü bulan 2 adet Tarım Kredi Kooperatifi de ilçemiz üreticilerine destek sağlamaktadır.Tarım Bakanlığı İlçe Müdürlüğü ve Tarım Kredi Kooperatifleri haricinde çiftçilere destek olan bir kuruluşta T.C. Ziraat Bankası’dır.Tarım üretiminin ,tarım ürünlerinin sürüm ve satışının tarım ve sanayi kuruluşlarının gereksinim duyduğu kredilerin düzenlenmesi ve dağıtıcı amacı ile kurulan banka, her türlü bankacılık hizmetlerini de yapmaktadır. Banka ; Tarım Kredi ve Tarım Satış Kooperatifleri ile birlikleri gereksinimlerini karşılamak üzere, kısa ve uzun vadeli krediler tahsis ederek üreticilerin toprak ürünlerinin gerçek değerinden yararlanmasını hedef almaktadır. Ayrıca krediyle de tarımsal yatırımların finansmanına katkıda bulunmaktadır. 1996 yılı verilerine göre ilçede Kredi Kooperatifleri aracılığıyla da 381.000.000.000 Tl. olmak üzere toplam 793.700.000.000 Tl. kredi kullanılmıştır. Bu rakamlar T.C Ziraat Bankası’ nın Haymana’ da çiftçi ve tarım üzerinde ne kadar etkili ve önemli olduğunu açıkça göstermektedir.Haymana’ nın kuruluşundan günümüze kadarki en önemli geçim kaynaklarından birisi de hayvancılıktır. Hemen hemen tarımla uğraşan her kesimin çoğunluğu aynı zamanda hayvancılıkla uğraşmaktadır. Çünkü salt tarımla uğraşarak geçimini sağlayacak verim ve gelire sahip değildir. Özellikle tarımsal girdilerin diğer girdilere göre daha ucuza satılması tarım çiftçisini başka gelir kaynaklarına yönlendirmektedir. Saman ve yemin çiftçilerin kendileri tarafından üretiliyor olması hayvancılığın yaygınlaşmasında en önemli faktör sayılabilir. Ayrıca ilçe çevresinin yayla özelliği göstermesi de diğer etkendir. Ankara’ nın en iyi koyunu olan Ak Karaman cinsinin en iyileri Haymana’ da yetişmektedir. Merinos yetiştiriciliği de oldukça önemlidir. Koyunların meralarda ve tarım arazilerinde otlatılması esastır.İlçe sınırları dahilinde 85.600 adet Karaman Koyunu, 21.300 adet de Merinos Koyunu olmak üzere toplam 106.900 adet koyun mevcuttur.

Eskilerde olduğu gibi günümüzde de koyunculuk ilçede çevre ağıllarda yapılmaktadır. Sürüler 9-10 ay meralarda ve tarım arazilerinde otlatılmaktadır. Kış mevsiminde ise koyunlar ağılda saman, keşif yem ve kaba yem yedirilerek beslenmektedir. Günümüze kadar gelen ve hala kendisini hissettiren en önemli hayvancılık sorunu koyun sürülerinin tarım mahsullerine zarar ve ziyan vermesidir. Tarım ürünlerinin olgunlaşmasına zaman kalmadan sürü sahiplerinin düşüncesizce bu mahsullerden faydalanma yoluna gidebilmektedirler. Dolayısıyla çiftçiler de kendi kapıp-kaçma yoluyla hasat etme kaygısı vardır. İlçe sınırları dahilinde 20.500 adet, ilçe merkezinde de 244 adet büyükbaş hayvan bulunmaktadır. Haymana’ da hayvancılık ticari amaçla yapılır. İlçe merkezi ve civarında geniş çayır, mera ve otlak alanlarının varlığı bölge hayvancılığının gelişmesini sağlamıştır. Eskiden daha fazla olan büyükbaş ve küçükbaş hayvan sayısı günümüzde oldukça düşmüştür. Bunun başka sebepleri, ortak mera alanlarının giderek daralması, yem fiyatlarındaki artış ve köyden kente olan göçlerdir.Eskiden daha fazla olan büyükbaş ve küçükbaş hayvan sayısı günümüzde olukça düşmüştür. Bunun başlıca sebepleri, otlak ve mera alanlarının giderek daralması, yem fiyatlarındaki artış ve köyden kente olan göçlerdir. Haymana’ da hayvanlardan elde edilen ürünlerin değerlendirilebileceği tesisler mevcut değildir. İlçemiz tarım ve hayvancılık bölgesi olmasına rağmen ilçe tarım müdürlüğü bina ve personel yönünden oldukça yetersizdir. Mevcut arsa üzerine, kuruluşun hizmetlerine uygun bir bina yapılması, ziraat ve hayvan sağlığı teknisyenleri sayısının arttırılması gerekmektedir.

SANAYİ : 
Haymana ilçe merkezinde sanayi gelişmemiştir. Bu da bölgeyi kötü yönde etkilemiş, ilçe ekonomisinin zayıf olmasına sebep olmuştur. İlçede sanayi faaliyetleri yerel ihtiyaçlara cevap verecek şekilde yapılandırılmış küçük işletmelerden meydana gelmektedir. Son yıllarda yapılan iki un fabrikası dışında fabrikaya rastlanmaz.Bazı küçük sanayi birimleri atölye tipi küçük işletmeler ile küçük sanayi sitesi diğer sanayi tesislerini oluşturmaktadır. Un fabrikalarından birincisi 24 ton/gün ve 60 işçi kapasiteli olup yurtdışındaki işçileri ortaklığıyla kurulmuştur. İkincisi ise şahıslara ait un fabrikasıdır. 150 ton/gün ve 80 işçi kapasitelidir. Ayrıca Oyaca, İkizce ve Dumlupınar köylerinde bulunan 3 un fabrikası dışında önemli sayılabilecek büyük kuruluş yoktur. İlçede bulunan küçük esnaf ve sanatkarların işyeri sorununa çözüm getireceği düşünülerek yapılan 100 işyeri kapasiteli Haymana küçük Sanayi Sitesi faaliyettedir. Halen sitede küçük çapta esnaf ve sanatkarların yanında ilçe merkezine yönelik kağıt ve büro mobilyaları sektöründe çalışan iki kuruluş vardır. Haymana Küçük Sanayi Sitesi 1984 yılında Belediye’ ye temin edilen 98 dönüm arazi üzerine kurulmuş, 1992 yılında %80’ i Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’ nın desteği ile bitirilmiştir. Yapılan 100 iş yerinden 46’ sı dolu olup bu işyerlerinde 153 kişi çalışmaktadır. 15 meslek dalında çalışmaktadırlar. 54 işyeri boştur. Buna ilaveten idare binası, kafeterya, yedek parça dükkanı, banka, PTT ve karakol binası mevcuttur. Ayrıca yine aynı sanayi sitesinde ülkemizin önde gelen kuruluşlarından biri olan YONCA-HES firmasının da bir imalathanesi bulunmaktadır. Türkiye genelinde de yayılmış bu büyük firmanın Ankara bölgesi imalathanesi Haymana’ da bulunmaktadır.

Atölye tipi işletmeler küçük çapta imalat ve onarım işleriyle uğraşan işletmeler şeklindedir. Bunlardan sayıca fazla olanları küçük sanayi sitesindeki kaportacı, marangoz, kaynakçı, demir doğrama, tornacı, oto tamir ve mermer atölyeleri gibi ssanat alanları vardır. Bu küçük çaplı atölyeler de ilçenin ihtiyaçlarına yeterli seviyede cevap vermemektedir. Bazen bir oto yedek parçası bile ya Polatlı yada Ankara’ dan getirilmektedir. İlçenin Ankara’ ya yakın olması ilçeye yapılacak olan sanayi yatırımlarının pazar ve ulaşım şartlarının elverişli olmasından dolayı Ankara ve Polatlı’ ya kaymasına sebep olmuştur.

TİCARET :
Haymana’ da ticari yaşam tarihin derinliklerine uzanmaktadır. Tarihi kral yolu üzerinde bulunması, Haymana’ nın o çağın ticaret hayatından etkilendiği izlenimi vermektedir. Günümüzde ise ilçede ticari fonksiyonlar gelişmemiştir. Haymana’ da ticari faaliyetlerin gelişmemiş olması esasen bölgenin ekonomik potansiyeli ile ilgilidir. Çünkü olumsuz doğal çevre nedeniyle tarımsal çeşitliliğin azaldığı bölgede sınırlı sayıda tarım tarım ürünü (buğday, arpa, yulaf, nohut, mercimek, pancar, kimyon v.b. ) ticarete konu olmaktadır. Bu ise halkın alım gücünü zayıflattığından bölgede ticaret hayatı canlılık kazanmamaktadır. İlçede, ticari faaliyetler sanayide olduğu gibi genellikle yerel ihtiyaçların karşılanması amacıyla, perakende ticaret şeklinde bir gelişme göstermiştir.İlçede üretilen tarım ürünleri buğday, arpa, nohut, kimyon v.s. genellikle tüccarlar tarafından alınarak çeşitli şehirlere satılırlar. Farklı olarak tüccarlar tarafından satın alınan kimyon, İzmir limanından yurtdışına ihraç edilmektedir.

Genel itibariyle ticaret gelişmemiştir. İşyerleri küçük olup aile fertleri tarafından yönetilmektedir. İlçenin çarşısı düzenli ve hareketlidir. İlçede satılan malların çoğu Ankara’ dan ve Konya’ dan getirilmektedir. Yaz sezonunda kaplıcalar için gelen banyocu turistler de kaldıkları süre içerisinde ilçede ticari bir hareketlilik meydana getirirler ( her sezon ortalama 200.000 ) kişinin geldiği tahmin edilmektedir. Kışın kaplı bulunan bir çok lokanta, pastane, dükkan, ve parklar bu dönemde tekrar açılırlar. Ayrıca ilçede termal turizmin gelişmesine paralel olarak otel ve ev pansiyonculuğu oldukça gelişmiş ve yerli halk bu işten büyük büyük gelir elde etmektedir. Değişik fonksiyonların etkisiyle özellikle perakende ticaretin gelişme gösterdiği ilçede ticari işyerleri bir hayli fazladır. İlçede toplam ruhsatlı işyeri sayısı 400’ dür. İlçede Ziraat Bankası, Halkbank ve Emlak Bankası olmak üzere 3 adet banka şubesi bulunmaktadır.

MADEN :
Ankara ili maden türü bakımından zengin sayılır. Linyit, manganez, bakır, simli kurşun, krom, civa, arsenik gibi madenlerden başka molibden, volfram gibi az bulunur madenler de çıkmaktadır. Haymana’ ya gelince, 1930 yılında Haymana’ yı ziyaret eden Seyyah Kandemir’ in yazdığına göre Haymana’ da rastladığı tek maden türü linyittir. Fakat günümüzde hiçbir şekilde Haymana ve çevresinde linyite rastlanmamaktadır. Haymana’ da çıkarılan madenlerin kaplıca suyu herhangi bir şekilde madencilikte yarar sağlamaz.

İLK ÇAĞDA HAYMANA :
Haymana, yontma taş devri, cilalı taş devri ve maden devrine uzanan bir geçmişin izlerini taşımakta, Hitit, Frigya, Pers, Galat, Roma-Bizans hakimiyetine şahit olmuş, Kral Yolu üzerinde bulunan bir yerleşim yeridir.

Haymana, Gavur Kalesi kazılarında ortaya çıkan kültür, tabakalarından anlaşıldığına göre üç kavmin yerleştiği bir belde olmuştur. İlk yerleşim kavim olan Hititler, M.Ö. 2000 yılı başlarında Orta Asya’ dan Kafkaslar üzerinden Anadolu’ ya giren ve büyük bir imparatorluk kurarak 600 sene Anadolu’ da yaşayan bir kavimdir. M.Ö. 1600 yıllarında yapıldığı sanılan Gavur Kalesi bu kavmin Haymana uygarlığının tek kanıtıdır. Kayadaki kabartmaların ve duvar kalıntılarının tarihleri hakkında arkeologların birleştiği nokta, M.Ö. 2000 yıllarının ortasıdır. Bu harabelerin duvar tasvirlerindeki elbiselerden anlaşıldığına göre, Hitit eseri olduğu kesinlik kazanmıştır. Hititlerden sonra Haymana çevresinde medeniyet kuran kavim Friglerdir. M.Ö. 1200’ lerde, Ege göçleri dediğimiz kavimler göçüyle Anadolu’ ya gelenlerin içinde bir Trak kabilesi olan Friglerde bulunuyordu. Frigler, Hitiler’ in yıkılmasıyla onların sahip olduğu yerlerde Hattusaş, Alacahöyük, Pazarlı, Alişar gibi yanmış Hitit şehirlerinin üzerlerinde hüküm sürmeye başladılar. Hitit eseri olan Gavur Kale kazılarında yapılan ikinci kültür bölümünde, Frigyalıların Haymana civarında yaşadığı tespit edilmiştir.

Haymana’ ya Frigyalılardan sonra yerleşen diğer kavim de Galatlardır. Bugün Fransa topraklarında yaşayanGolvarların bir kolu olan Galatlar, İsa’ dan 278 sene önce Trakya’ dan Anadolu’ ya geçtiler. Bir süre Ankara, Galatların en büyük merkezi oldu. Bugünkü Haymana’ nın da içinde bulunduğu ve Romalıların adını verdikleri sıcak su mıntıkası anlamına gelen bölgede yaşadıkları tespit edilmiştir. Ankara ve civarı İ.Ö. 25’ te, Ağustos döneminde Romalı’ ların hakimiyetine geçti. Bugünkü kaplıcaların 1-1,5 Km. doğusunda Yılanteseri denilen mevkide bulunan harabeler Romalılar dönemine aittir. Romalılar bu bölgeyi şifa müessesi olarak kullanmışlardır.

ORTA ÇAĞDA HAYMANA :

Orta Çağ’ da ise 395-1073 yılları arasında hüküm süren Bizanslılar Ankara ve çevresinde yerleşmişler ve burası imparatorluk ordularının kışlık konaklama yeri olarak önem kazanmıştır. Haymana’ da bir çok yerde Bizans kalıntılarına rastlanmıştır. Culuk, Çalış, Cingirli, Durutlar, Emirler eski çalış, Kadıköy, Sarıgöl, Türk höyüğü,Yeniköy, Karahoca, Kara Süleymanlı, Kızılkoyunlu, İkizce, Boyalık, Çayırlı, Çerkezhöyük, Karaağızlı, Oyaca civarında bu döneme ait harabe ve mezarlar bulunmaktadır.

SEÇUKLU VE OSMANLI DÖNEMLERİNDE HAYMANA :
Daha önce Bizans hakimiyetinde olan Haymana 1127 yılından itibaren Selçuklu Türk hakimiyetine girdi. Selçuklular’ ın Haymana’ da kaldıklarını belgeleyen sadece iki tarihi yapı vardır. Bugün Haymana’ nın Kutluhan köyünün yakınında bulunan Kutluhan Camii ve miladi 1188 yılında yapılmış olan Yenice köprüsüdür.

Ankara, Selçuklular’ dan sonra sırasıyla Moğollar’ ın amansız baskıları altında kalmıştır. Kösedağ yenilgisi sonucunda bir müddet İlhanlılar’ ın elne geçti. ( 1304 ) İlhanlılar’ ın Ankara’ yı ele geçirmelerinden sonra bozulan Anadolu Selçukluları’ nın ekonomik ve siyasi yapısı, bazı beyliklerin bağımsızlıklarını ilan etmesine yol açmıştır. Bu beyliklerden olan Osmanlılar ilk kez Ankara civarında yerleşmişler ve ilk yurtları da Haymana’ nın Karacadağ ( Altılar ) köyü civarı olmuştur.

Timur 1402 Ankara savaşını kazandıktan sonra Haymana ovasında ilerlemeye başladı ve böylece Haymana Timur İmparatorluğunun eline geçti. Haymana, Timur döneminden sonra Yavuz Sultan Selim zamanında Osmanlı topraklarına katıldı. ( 1521 )16. Yüzyılın sonlarından Ankara Anadolu Eyaleti içinde kendi adıyla anılan bir sancağın ve aynı zamanda bir kadılık bölgesinin merkezi idi. Sancak Ankara, Ayaş, Yabanabad, Çubuk, Şorba, bacı, Yörük, Murtazabad, Çukancak kazaların ayrılmıştır.

Yörük kazası, büyük ve küçük Haymanalar ile Uluyörük, Aydınbeyli, Karakeçili diye adlandırılan ve sancağın güneyini kaplayan yörük bölgesini içine alıyordu. haymana 19 y.y. ilk yarısında 264 köye sahip olan bir kaza merkeziydi. Bugünkü Haymana ilçe merkezi başlangıçta Sivri köyündeydi. 1862’ büyük bir yangın sonucu hükümet konağı yanınca sivriden kaza merkezi halen Haymana’ ya 7 Km. uzaklıktaki Sarı Değirmen ( Elif ) köyüne yeni bir kaza merkezi bulununcaya kadar geçici olarak nakl edilmiştir. Orada da 6 yıl kaldıktan sonra 1874’ te tekrar Kazan’ ın şimdiki yeşil yurt ( Kadıköy ) köyüne nakli icap etmiş ve 1880 yılında ise kasaba merkezi şimdiki yerine kurulmuştur. Kasaba yeri boş bir arazi olup o zamanlarda yalnız kaplıcaları ile tanınmakta idi.

KURTULUŞ SAVAŞI YILLARINDA HAYMANA :
23 Ağustos 1921’ de başlayan ve 12.Eylül.1921’ de sona eren ve 22 gün 22 gece sürerek dünya meydan savaşları içerisinde en uzun süreli olan Sakarya Meydan Savaşın’ da Haymana’ nın stratejik önemini ve Haymana ve çevresinde Türk ve Yunan ordularının çarpışmalarını anlatmadan geçmek Siz ziyaretçilerimiz için büyük kayıp olacaktır. işte bu esnada Atatürk’ ün “Hattı müdafa yoktur, Sathı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır” sözleri Haymana’ da söylemiş olması da yine Haymana’ nın Kurtuluş Savaşı sırasındaki önemini açıklayan bir delildir.

Mustafa Kemal, meclisi Ankara’ da toplayarak Ankara’ yı Türk devletinin başkenti yapmıştı. İngiliz, Fransız, İtalyan ve Yunanlılar yeni bir devletin kuruluşunu başından engellemek için işgal ettikleri batı topraklarımızdan Ankara’ ya doğru büyük bir hareket başlattılar. Bu harekatın sonunda Türk ordusu aldığı bir kararla birliklerini geri çekmeye başladı. Ta ki Haymana’ ya kadar…

Yunan birliklerinin Haymana’ ya gelerek Ankara’ yı tehdit etmesi gerek halk üzerinde ve gerekse Meclis’ te büyük sıkıntıların yaşanmasına neden oldu. Halk uzun konvoylar halinde Ankara’ dan daha güvenli yerlere; Kayseri, Sivas, Kırşehir’e doğru şehri terk etmeye başladı. Tam bir panik havası yaşanmakta idi. İşte bundan sonra Mustafa Kemal sahneye çıkarak 5.Ağustos.1921’ de Meclis’ ten başkomutanlık rütbesini alarak büyük yetki ve söz sahibi olarak orduların başına geçti. Artık Yunan’ ı Ankara’ nın burnunun dibinden atmanın zamanı gelmişti. Başkomutanlık karargahı Ankara-Polatlı karayolu üzerindeki Alagöz köyünde kurulur.

Amacı Ankara’ ya girerek Milli Mücadelenin merkezini dağıtmak olan Yunan saldırısı püskürtmek. Harekat 23 Ağustos 1921’ de başladı. 24.Tümen ve 47. Alaydan oluşan 1. Grubumuz Haymana’ nın kaltaklı mıntıkasını koruyacaktı. 24 Ağustos’ ta muharebe 90 Km.’ lik bir cephede hakiki şiddetine ulaştı. Ağırlık merkezi Beylikköprü’ den itibaren güneye doğru idi. Mevziler sürekli olarak el değiştiriyordu. Yunanlıların karşılaştıkları bu inatçı direniş karşısında ilk ümit kırıklarını 25.ağustos’ ta duydukları sanılır. Yunanlıların asıl hedefi Çaldağ zirvelerini ele geçirmekti. Sonraki günlerde kanlı çarpışmalar sonucunda nihayet Çaldağ’ da Yunanlılar’ ın eline geçti. Fakat Türk birlikleri yine de çekilmedi. Türk ordusu savaşın en kritik gününü 1.Eylül.1921’ de yaşamıştır. Yunan ordusu Haymana ve Çaldağ yönlerinde önemli gelişmeler göstermiştir. Türk Baş Komutanlığı bütün yedek birliklerini bu bölge de savaşa sürmüştür. Türk birlikleri Haymana’ nın elden çıkmaması için çok kan dökmüş ve mevcutları 30 ere inmiş yiyecek sıkıntısı çekmişlerdir. Kurtuluş savaşı sırasında Çal Tepesi’ nin stratejik bakımdan büyük önemi olmuştur. Bu savaşın en kanlı bölümü Haymana’ da cereyan etmiştir. En önemli mevkii de Çal Tepesi olmuştur. Nitekim başkomutan Mustafa Kemal’ de bunun farkındadır. O sıralar Ata’ nın yanından hiç ayrılmayan Halide Edip, gördüklerini daha sonra anılarında anlatmıştır.
Haymana’ nın şanlı tarihi hakkında elimizden geldiği kadar sizi bilgilendirmeye çalıştık, bundan böyle derneğimiz tarihi araştırmalarının sonucunu buldukça burada yayınlayacaktır.

Haymana’nın tarihçesi ile ilgili  ek bilgi için lütfen aşağıdaki linki tıklayınız…

http://haymanademirozu.com/menudetay.asp?no=20

Haymana Kaplıcasının Tarihçesi;

Şifalı suların insanlar tarafından kullanılması insanlık tarihiyle başlar. Anadolu’ da ki şifalı kaynakları ilk kullanan kavmin Etiler olduğu sanılmaktadır. Yıllar önce Haymana kaplıcasının olduğu yerde yapılan kazılardan çıkan havuz parçalarının Dereköy yakınındaki Eti Mabedi olduğu kesinlik kazanan Gavur Kalesi taşlarıyla aynı menşeli olduğu uzmanlarca tespit edilmiştir. Tarihi Kral Yolu güzergahında bulunan Haymana kaplıcalarının, daha birçok kavim tarafından kullanıldığı sanılmaktadır. Bu bölge de Galatların bu bölgeye GALATİA SALUTARİS yani sıcak su membası adı vermesi tesadüf değildir. Etiler ve Galatlar’ dan başka Romalılar’ ın bu kaplıcayı geliştirdiği sanılmaktadır. Romalılar’ ın Etiler tarafından yapılmış Horasan’ da yapılmış bir galeri içinde toplanmış olan membadan taksim yerine kadar olan galeriler bozulmuş ve adi toprak kanaldan düzenlenmiş olan kaplıca, Halaşlı Mehmet Ağanın ailesinden Haymana müstantiklerinden bir zat tarafından gözden geçirilmiştir. Kaplıca ilk büyük tamiratında 1929 yılında Belediye Başkanı olan Bekir Fahri Daldaloğlu zamanında görmüştür. 1990 öncesinde bir adet olan kaplıca sayısı Belediye Başkanı Mustafa NAMAL döneminde üç yıldızlı, 60 oda 120 yatak kapasiteli Termal Otel hizmete girmiştir. Aynı dönemde Haymana’ ya kaplıcalar için gelen yerli turistler için tek hat üzerinden yapılan otobüs seferleri, Belediye’ ye ait otobüs işletmesinin açılmasıyla birlikte firma sayısı ikiye yükselmiş ve kaplıcalarımıza daha fazla turistin gelmesi sağlanmıştır.

Haymana Kaplıcalarının Jeolojik Durumu :
Kaplıcalarımız, Alt Eosenin sınırlarıyla çevrilmiş yaygın fliş fasiyesli arazide yer almıştır. Haymana’ nın kuzeyindeki formasyon sınırlarında fay ve bindirmelere rastlanır. kaplıcanın kuzeybatısındaki neojen ve kısmen volkanik sahreler ara tabakalı olarak görülür.
Zonları rahatça fark edilir, zaten bu zonlar iki antklinal arasında yer almıştır. Suların orojenik faaliyetlerde yükselmiş bir zeminde meydana gelen çatlaklardan yukarı doğru çıktığı muhakkaktır. Vadide irtivalar gösteren killi şistlere gre tabakalarına rastlanır. Kaynak kalker bir tepenin üzerinden çıktadır. Menşei bakımından Haymana üzerinden geçerek Kızılcahamam’ a kadar uzanan antklinaldeki fay veya tali çatlaklardan veya doğudaki saryajlardan gelen sentez suları olduğunu su analizlerinden tahmin etmekteyiz. Bölgede birkaç yerden beliren bu maden sularının infiltre sularla karışması da kuvvetli bir ihtimaldir.  Görünen kaynak yamacın yukarı tarafından çıkmaktadır. Üçüncü zaman tektoniğine sahip olan havzanın içinde, muhtemel senklinaldeki görünmeyen fayın çatlağından çıktığı yukarıda izah edilmiştir. Ancak kaynak yolunun yamaca doğru tırmanması fayın üstünü örten örtüde belirmemesi enteresandır. Fakat suyun yamaçta gerilemelerle oluşan tali firüslerden gelmiş olduğu da diğer bir izah tarzıdır. Böylece fayda kıvrılmalar altında kalmıştır. Kütle itilmeleri ise (ters fay) yamaca doğru olduğundan su ancak bu yamaçta kendini gösterebilmiştir diyebiliriz.
Haymana Kaplıcaları bikarbonattan zengin, çok sıcak (44 C) bir sudur. İçerisinde az miktarda da olsa çeşitli maden ve tuzlar (Oligometalik maden suyu grubuna girer ) vardır. Bu madenler içindeki radyoaktif zenginlik nedeniyle özellikle eklem ve kas hastalıklarında sinir sisteminde, kalp – donanım sistemi hastalıkları ve kadın hastalıklarında yararlıdır. Haymana kaplıcaları kalevi 44 C olan 21 metre derinlikte sanayide toplam 59 litre kaplıca suyu Medrese, Seyran, Merkez kaplıca ve Termal otel ve özel kabinlerde banyo ve kür tedavisinde kullanılmakta altı adet camide kış aylarında sıcak su ile ısıtılmaktadır.

Haymana Kaplıcalarında Kesin Tedavi Olan Hastalıklar

1- Romatizmal Hastalıklar ve kireçlenmeler,

2- Müzmin, mafsal, yıpranma, aproz, siyatik,

3- Beyin, omurilik, çocuk felci gibi hastalıklar,

4- Romantiod, atrid ve solunum yolu hastalıkları,

5- Bel ve boyun fıtıkları, deri – cilt hastalıkları,

6- Damar sertlikleri, bronşit, astım hastalıkları,

7- Böbrek ve safra kesesi kum taşlarının dökülmesi,

8- Norove jeatik sinir sistemi bozuklukları,

9- Yüksek Tansiyon ve Kalp Yetmezliği,

10- Kadın hastalıkları.

Kaplıca Tedavi Teknikleri
1- Kaplıca kürü en az 15 en fazla 21 kürdür,

2- Günde en çok iki banyo alınmalıdır,

3- Banyo süresi 5 – 15 Dk. Arasında olmalıdır,

4- Banyodan sonra istirahat edilmelidir,

5- Banyo boyunca meyve ve sebze yenmelidir,

6- Boş zamanlarda yürüyüş ve egzersiz yapılmalıdır,

7- Gerekli ilaçlar alınmalı ve diyetler uygulanmalıdır,

8- Rehabilitasyon ve fizik tedavi gerekse yapılmalı,

9- Psikoterapiye önem verilmeli

10- Tedavi bittikten sonra en az 20 gün istirahat edilmeli.

Kaynak ve Teşekkür :
Tarih içinde Haymana Kitabı Yazarı – Halil İbrahim UÇAK www.haymana.com (Emek Bilgisayar Ömer DEMİR)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Eksik sayıyı RAKAMLA yazın * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.